Ece Temelkuran Sözleri

2026 yılında Sendeyim.com.tr olarak sizler için en güzel Ece Temelkuran Sözleri derlemelerini hazırladık. Bu Ece Temelkuran Sözleri ile duygularınızı kısa, anlamlı ve etkileyici sözlerle ifade edebilir, sevginizi en özel şekilde dile getirebilirsiniz. Instagram, WhatsApp, Facebook, X gibi sosyal medya platformlarında bu sözleri paylaşarak sevdiklerinizi etkileyebilir ve beğeni toplayabilirsiniz.




Ağzımın sözcükleriyle konuşuyordum, kalbiminkiler boğularak siniyordu.
Ne yaparsan yap sadece bir hikâye kalıyor geriye.
Her şeyi görebilecek kadar yakında, günü gelince çekip gidebilecek kadar uzakta durmayı iyi bilirim.
Bakma sen söylediklerine, insan kendini feda etmek ister.
Bir erkek bir kadından ne zaman uzak duracağını bilmeli.
Kendi gözümden düşersem, bir daha ayağa kalkamam.
Sakın, dedi kendine, korkma. Bir hafta önceydi, anlamıştı. İnsan çok yalnızken, bir tane daha kendinden doğuruyordu içinde, Korkma, desin diye.
Bir şehrin açık hava çiçekçilerinin başına gece bekçilerinin dikilmesi , şehirde hala çiçek çalmayı düşünen insanların olduğunu gösterir.
Belki kafam patlayacak bir gün. Çünkü hiçbir şeyi unutmuyorum ben.
Dilini bilmediğin bir yerde ağlamak fenadır. Çünkü seni, senin dilinde susturacak kimse yoktur.
İnsan çok yalnızken, bir tane daha kendinden doğuruyordu içinde; korkma desin diye.
İnanacaksın dediklerinde, hücrelerimin endoplazmik retikulumuna kadar inandım.
Kurnazlığı zekâ zannedenlerin topraklarında nezaketiniz sizi aptal gösteriyor olabilir. Aldırmayalım.
İktidar, gücü zayıfladığı için şiddeti devreye koyar.
Kafamın içinde çok şey var anne. Kitap okuyunca geçer sadece.
Bir insan bir insanda başka bir hayatın kapısını görünce âşık olur.
Başka türlü katlanamaz aslında kendine.
Evlilik tatlı hanımefendi, porselen takımlarının desenlerine adamın yüzünden daha çok gördüğün bir münasebettir. Benim ise şükür ki , her zaman porselen takımlarından daha heyecanlı şeyler oldu hayatımda. Çin porselenlerinden daha desenli adamlar!
Anlasana, biz yokuz aslında. Yani ellerimiz hiçbir zaman temiz olmadı. Yok yere topuklu ayakkabılar giymeyi öğrendik, kitaplar okuduk ve dolma sarma dersine çalıştık. Psikoloji ve sosyoloji okuduk ve bol bol sustuk.
Bazı anlamlar, bazı yaşları bekliyor, sanırım.
Ölümü böyle iç cebinde sevgilinin resmi gibi taşıyan memleketler cenazeleri niye hep hazırlıksız karşılarlar? Bu iğrenç desenli, pis battaniyeler.
Artık konuşmayanları, öylece durup cevap vermeyenleri. Vazgeçmişleri ve taşra kasabalarında hiç konuşmadan kitapların ve oyuncakların arkasında iki büklüm oturan eski solcu kırtasiyecileri.
Tavşan boku gibi yaşamaktansa öl daha iyi!
Bütün aşklar budur. Aşk, kadınlar yorulunca biter. Kadınlar bir adamı değil, bir mezarlığı terk eder.
Hayalinden daha eksik olma, beni utandırma. Gel.
Bana kalırsa, kendini de çok önemsiyorsun. Her yaşadığın zorluğu bu yüzden abartıyorsun. Sen merkezli bir dünyada elbette yalnız kalırsın.
Fakat sonuna kadar kırsan da zebanileri, giden bir melek geri gelir mi?
Acı mühim değil, umut yoruyor insanı.
Aşk, kadınlar yorulunca biter. Kadınlar bir adamı değil, bir mezarlığı terk eder.
Ölümü hatırlamaz insan, hayatı hatırlar.
Benim ölüm ve acı üzerine şiirlerimi kim okumak isteyebilir ki? Ben, ne papatyaları anlatabiliyorum senin gibi, ne de devrimi, ben acıyla meşgulüm deniz. Anladın mı?
Acı, kendi kendine hikmet yumurtlamıyor.
Eğer ölümü anlamlandıran yaşadığımız sürece yaptıklarımızsa, pek şansım yok.
Başka kadınların çaresizliklerine öfkelenen kadınlar muhakkak kendi çaresizliklerine öfkeleniyordur.
Hiçbir şey beklemediğini söyleyenler en çok bekleyenlerdir aslında.
Bir acıda, bir sevinçte, bir kavgada, bir hikâyede erimek ister.
Bir dua kırıntısı lütfet, benim kalbim ise senin için hep namazda.
Bu ülke merhametini lütfetmeden önce insana muhakkak diz çöktürür.
Anlayacaksınız ki hayat sizin nefesinizde. Başka hiçbir yerde, hiçbir şeyde değil. Hayatı siz kuracaksınız. Nefesinizi üfleyeceksiniz. Hayat; nefesinizin yettiği kadar.
Öfke, yer yenilgiyle içimizde büyüyen cüzzamlı bir çocuk alara.
Bir harfle öldürebilir bir insan bir insanı.
Amira, bize kadınları nasıl seveceğimizi anlatan bir kitap lazım. Yoksa hep böyle şapşal ve kavruk kalacağız. Bize kadınların nefesini genişletecek, o nefesin rüzgarına yelken açmamızı öğretecek bir kitap lazım. Yoksa ne kadar sevilsek tamir olmayız.
İsyankâr iyiliğim, kötülük gibi geliyor kulağa.
Anlıyorum. Fakat sonuna kadar kırsan da zebanileri, giden bir melek geri gelir mi?
İhtiyarı da genci de ölüme aynı mesafede.
Hayatı siz kuracaksınız. Nefesinizi üfleyeceksiniz. Hayat… Nefesinizin yettiği kadar.
Nasıl kırıyorlar sonra bu kız çocuklarını? Nasıl kendilerine benzetiyorlar? Cinayet gibi.
İnsanların yüzlerindeki izlerle ilgili soru sormazsanız nezaket gösterdiğinizi değil, yüzlerini görmediğinizi düşünürler.
Herkes gülerken durup bir an bütün arkadaşlara bakıp “işte yaşamak bu” demiştim, yüzünü dağdan gelen suyu tutmak gibi.
Herkes kendi günahını unutur; ama kimse alacağı intikamı unutmaz.
İnsan, her şeyi unutuyor da, en ihtiyacı olduğu zaman yanında olmayanı, aklını kaybetse unutmuyor.
Çünkü bir erkek, bir kadının nefesi kadar.
Çünkü burada insanlar bir yanlışlık gibi ölüveriyor. Sen bir yanlışlık olamayacak kadar güzelsin.

Diğer Güzel Sözler Yazıları