Cahit Zarifoğlu Sözleri

2026 yılında Sendeyim.com.tr olarak sizler için en güzel Cahit Zarifoğlu Sözleri derlemelerini hazırladık. Bu Cahit Zarifoğlu Sözleri ile duygularınızı kısa, anlamlı ve etkileyici sözlerle ifade edebilir, sevginizi en özel şekilde dile getirebilirsiniz. Instagram, WhatsApp, Facebook, X gibi sosyal medya platformlarında bu sözleri paylaşarak sevdiklerinizi etkileyebilir ve beğeni toplayabilirsiniz.




Alnı secdeye inen insanların sesleri birbirine bağlanabilirse ancak o zaman sokaklar meydanlar ardına kadar açılır.
Dedim ya işte bocalıyorum. Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?
Sevgisizliğinin dayatıldığı coğrafyalarda aşk şiiri yazmak bile başlı başına baş kaldırmaktır.
Kuşlara takılıp gidiyor aklım.
Dedi ki sen şairsin elindeki bu taş ne? Dedim ki şair aşka boyun eğer zulme değil!
Biz kendimizi hep doğru yoldan ayrılmamış kabul eder ve dünyanın bir imtihan hane olduğunu hep başkaları için düşünürüz.
Diline bir düğüm at ve otur. Dinle. Gıybet ve dedikodu münakaşa ve cedel su-i zanlarla dolu söz varsa ya durma ayrıl ya da engelle.
Çıktığım her yerin kapısını sert kapatmamla tanınırken, senin kapın çarpmasın diye arasına elimi koydum.
İnsan kendi mutlu olma imkânını görebilmeli. Mutluluksa filmlerin romanların içinde değil kendi yaşadığımız basit hayatın içindedir. Ve önemli olan yaşanılan andır.
Evet hatırladım küçük basit şeyler yetiyor kederlenmeye. Ya mutluluğa?
Kapı aralığından baktığımda görebildiğim en güzel şeydir yaşamak.
O sabah ezan sesi gelmedi camimizden. Korktum bütün insanlar için bütün insanlık adına.
Ölü kalbimiz dirileydi hakka dönüp sadakayla yıkanaydık dünyaya hiç meyletmeyeydik.
Değil mi ki kavuşmalarımız topal. Ayrılıklarımız koşar adım.
Ateşe hakiki bir çay koyalım. Şehri unutanlardan olalım.
Bitti o şiir, başka mısra gerekmez.
Başıma düşmüş sevda ağı. Bir başıma tenhalarda kahroldum.
Aradığımızın ne olduğunu biliyorsak arayacağımız yer bellidir.
Ve insan en çok göğe vurgun. Sonra zifiriliğe, şiire ve hep Allah’a.
İçim, ey içim. Bu yolculuk nereye? Yine bir şehrin ölümünü başlatır gibisin.
Gelecektim ama daha kötü bir hatıram olsun istemedim.
Oturup konuşsak geçerdi belki her şey, başını alıp gitmek sevdaya dahil değil.
Hayır kalbim yorulmadım hayır hayır yıkıl daha.
Ben onunla içimden konuşuyordum.
Bir şehir kadar kalabalıktır bazılarının yalnızlığı.
Şimdi yoksun üstelik uzaktasın ellerin yapayalnız biliyorum gözlerin dalıyor yine hep benim için olmalı.
Bir duruşu olmalı insanın. Bir bakışı, bir anlayışı, bir aşkı, bir davası olmalı.
Ehli takva olun ehli secde olun. Farzları alenen yerine getirin. Nafileleri kendi nefsinizden bile gizleyin.
Bilmediğim ve ne yapacağı belli olmayan bir duyguyla hırpalanıyorum boyuna.
Çok geçmeyecek aradan şöyle diyeceğim: Bulutlar açmadı, mavi gök orda mı?
Uçmayı öğrenmeden göçmeye mecbur kalmış bir kuş gibi kalbimiz.
Zira, gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çabuk kirlenir.
Bazen yağmur olmak ister insan. Yağmak ister sevdiğinin yüreğine.
Adam acı mümkün olduğu kadar kendi içine aksın diye yüzünü öne eğmişti.
Ah şu yalnızlık kemik gibi ne yana dönsem batar.
Düştümse sana bakarken düştüm.
Seni sevmek merhamettir Kudüs. Seni sevmek Peygamber duası gibi.
Bir gün elbette sofraya birlikte çökeriz. Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım.
Hayalimin ayağı yere değmiyor henüz. Onun gerçekleşmesine dayanacak onun yükünü kaldıracak topraklarım yok.
Haydi bir şeyler daha yazayım diye kaleme sarılmayın. Beklemeyi bilin. Susayınca acıkınca nasıl anlıyorsak yazmak anını da anlarız.
Az ağlıyoruz, dünya bu yüzden çok kirli.
Yıkılmak binaya mahsus bir şey değil ki, Züleyha. Bir insanın, bir cümle ile yıkıldığını gördüm ben.
Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden, Suriye’nin toprağından, Bosna’nın bayrağından, Gazze’nin gözyaşından öpüyoruz…
Rüzgâr nereden eserse essin güzeldir. Alevler bir ayrı âlemdir. Dirlik sevinçtir göç içimizedir.
Nereye kadar kendinden kaçabilirsin? Ya bir daha geri dönemezsen…
Şöyle olmuş: Ben sen demişim sense sen.
Filistin bir sınav kâğıdı her müminin önünde.
Bana hissettirdiklerini seviyorum, sanki her şey mümkünmüş gibi, sanki yaşamaya değermiş gibi.
Şöyle irice bir kelime bul ok atsın yüreğime.
Kalbinizi yumuşatın ama iradeniz sert olsun. Kelimelerinizi yumuşatın ama nüfuzunuz kuvvetli ve derin olsun.
Vicdanen rahat olmamız yetmiyor. Başkalarının hakkımızda yanlış kanaatler edindiğini görmek üzüyor bizi.
Şu küçücük kalpte nice hakkın yüklü.
Farz et körsün olabilir. El ele tut. Taş al ve at. Kâfiri bulur.
Bir tabut düşün, içinde ben, içimde sen.
Bir gün ister istemez karşısında olacaksın kaçtıklarının. Dua et o gün henüz mahşer olmasın.
İnsan sevmeli; bazen bir insanı yahut da bir ağacı ya da kanadı kırık bir kuşu.
Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım.
Aklımdan çıkmıyorsun dedim. Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya.
Buruşturularak atılmış bir kâğıt parçası gibiyim. İçimde kalkıp gidenlerden doğan boşlukların ağırlığı… Ve sevmek. Ve korkmak ve nasıl uzaydaymışım gibi yalnızım.
Merhamet capcanlı bir kuştu insan kalplerinde. Bir ölçü bir adaletli ki eşi emsali bulunmaz.
Bir ölüm vefalı bir de sonbahar.
Bu dünya soğuk… Rüzgâr genelde ters yöne eser. Limon ağaçları kurur. Bahaneler hep hazır. Güzel günler çabuk geçer. İçimiz hep bir hoşça kal ülkesi.
Az az ölüyoruz her gün yağmurdan havadan bahseder gibi.
Bize sözlerimizden çok yüreğimizden anlayan gerek.
Ve önemli olan ‘an’dır. Onu ibadet sabır anlayış tevazu ve merhamet ile anlamlı hale getirmek mutluluğun ta kendisidir.
Gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çok kirlenir.
Ayrılıkla başım belada gözlerini çevir gözlerime yoksa ben sensiz bu sessizlikle. Deli gibiyim sensiz bu sensizlikle.
Bakıyorsunuz zulmedilenlerin tek ortak özelliği var Müslüman oluşları ve zulmedenlere bakıyorsunuz onların da bir tek özelliği var Kâfir oluşları veya küfre hizmet edişleri.
Yaşamak bir perde gibi kalkıyor aramızdan. Zamansız mekânsız bir tünel başındayız şimdi.

Diğer Güzel Sözler Yazıları