Sevgiliye Sevilene En Güzel Kısa Uzun Aşk Sözleri
Ey canımın sahibi yar! Sen benimle olduktan sonra; kaybettiklerimin ne önemi var. Mevlâna
Yağmurun en güzel tarafı bu: herkes aynı derecede ıslanırken, ağlayanın gözyaşı belli olmuyor!
Seni sonbahar rüzgârlarına bırakıyorum yaktığım canımı yeniden hayata hazırlıyorum sensiz yaşamak hayata yeniden başlamak istiyorum.
Benim sevgim kocaman bir okyanus olsa ne fayda. Sen yüzmeyi değil üzmeyi bildikten sonra.
Birini sevmek için nedenin yoksa onu gerçekten seviyorsundur.
Her gün yüzlerce hayal kurarsın ve hiçbiri gerçek olmaz; ama bir gün bir gerçek yaşarsın hiçbir hayale sığmaz.
Senin, çelme taktığın yerden başlıyorum hayata. Varsın yara bere içinde olsun dizlerim, yüreğim kadar acımaz nasıl olsa.
Aşk davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki! Mevlâna
Vazgeçilmezimdin bilirdim. Yokluğunda sen komasına girerdi bedenim.
Ve bazen unutmak için uyumak gerekir, rüyaları hesaba katmadan.
Nedir sende ki bu sessizlik, yoksa çok mu koydu bensizlik.
Başıma bela olduğun günden beri hep söylerim, Allah belamı versin!
Gözlerin bir çığlık, bir yaralı haykırış gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi ellerin bir martı, telaşlı ve ürkek ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken.
Hayallerimle birlikte yaşıyorum seni, sensiz bıraktın beni mutlu ol şimdi vefasız sevgili.
Aynı şehirde sen varsın, ben varım, biz yokuz. Ne acı.
Benim şiirlerim çay kokar, düşlerim sade sen. Demlikte nefesin, bardakta gamzen.
Çocukken hiç oyuncağın olmadı mı senin? Neden bu kadar çok oynuyorsun hayallerimle?
Aklım sende kalacak. Sev, koru, misafir et.
Kalbime saray inşa etmeye çalışman çok güzel bir davranış. Ama keşke temeli atıp, derince kazdıktan sonra bırakıp gitmeseydin.
Dışarıya yağmur. Yüreğime hasret. Fikrime sen. Nasıl yağıyorsunuz üçünüz birden bir bilsen.
Birinin gözyaşlarına sebebiyet vermişsen oturup sende ağlamalısın bunun vebalinin yükünü nasıl ödeyeceğine!
Kirli bir çocuk yüzüyüm kapında ama dünyanın en temiz gözleriyle bakıyorum sana. Şeker değil istediğim, yüreğini koy avuçlarıma.
Koy başını dizimin üstüne, sen rüyalarına dal, ben cennet güzelliğine.
Bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirirsen, ilk vazgeçtiği insan sen olursun.
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçtin, bir yangının külünü yeniden yakıp geçtin. Ne çok sevmiştim seni ne çok hatırlar mısın? Bir bahar seli gibi dalımdan akıp geçtin.
Ya bir gün karşı karşıya geldiğimizde, birbirimize düşman gibi değil de pişman gibi bakarsak.
Gözlerin nehir kirpiklerin köprü olsa. Ben üzerinden geçerken ipler kopsa ve düştüğüm yer dudakların olsa.
Yüzüme okunmuş bir dua gibisin sevgilim. Çok şükür bugün de aşığım sana.
Ben hiç pazarlık etmedim duygularım için, hele de sana ithaf olunanlar için. Yüreğim yettiğince sevdim, yetmeyecekse yaklaşmadım bile.
Öyle bir çık ki karşıma her baktığımda ilk defa görüyormuşum gibi az kalsın ölüyormuşum gibi hissedeyim seni.
Ömrün olmak istiyorum seninle başlayıp seninle biten.
Bakmayın öyle tabii ki de ağlamıyorum, giden sevgilinin ardından su döküyorum.
Görücü usulü bir aşk istiyorum. Gördükçe göresim gelsin, görmeyince ölesim.
İlk değilsen bile son aşkım olup kal, senden öncesini yaşamadım sayarım, böyle bir aşka ömür vermeye değer, dillenir de nazara gelir diye korkarım.
Öyle ucuz değil gül koklamak. Gül tutan ele diken batmalı. Bir aşka gönül veren, o aşkın kapısında yatmalı.
Seni sevmek yanlışlık ise asla doğru olmak istemiyorum.
Kursak diye bir yer var. Heveslerim, hayallerim, sevdiklerim, dostluklarım. Hepsi orada.
Sevgilim özlemin beynimi uyuşturuyor, ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor.
İnsan gerçekten tamamen unutamıyor eskiyi. Mutlaka taşıyorsun yanında ona dair bir şeyi. Aklında adını, kıçında yediğin tekmeyi!
Ben sana gönlümü açtım. İçimdeki kuşlar dünyaya uçtu.
Gel birbirimize hayat olalım. Ayrılırsak hayatını kaybetti desinler.
Gülmek için mutlu olmayı bekleme, belki de mutluluk gülüşünde saklıdır. Sakın ağlama gel ki bir yerlerde senin bir tek gülüşün için yaşayan biri vardır.
Nesine yar nesine, ölürüm ben sesine, bir daha vursa idi nefesim nefesine. Canım sese mi geldin, kadem basa mı geldin, sağ olsam gelmez idin, öldüm yasa mı geldin? Saçın yüzüne perde, yüreğim düştü derde, ayaküstü duramam, seni gördüğüm yerde?
Senin alev gözlerin eritse şu ruhumu buz olur kesilirim yanarken içim. Sesin bir uçurum çağırırsa beni kus olur uçarım yanarken içim. Sevdan bir ateş oldu bende gönlüm bir deli coştu sende.
Duygular asla eceliyle ölmez, mutlaka bir katili vardır.
Sana verebileceğim beyaz sayfalarım yok! Her yanımı seninle karaladım ben.
Seni sevmek; olmayacak bir nedeni, gelmeyecek bir gideni, beklemek gibi.
Dokunamayacak kadar uzak olsan da sevebileceğim kadar yakınsın bana.
Ne güzel bir yalansın sen, hep inandığım.
Sar beni ben sana kendimi feda etmişim sev beni. Bu canı uğruna heba etmişim sevgilim her şeyim. Gönlüme taht kuran dilberim.
Öyle bir yar sev ki evladım; elinde su tasıyla iftarı bekleyen oruçlu gibi seni beklesin.
Ben, istemem öyle iki günlük sevgili yüreğin varsa, bir ömür sev beni.
Başkalarına olduğundan fazla değer verme. Ya onu kaybedersin ya kendini mahvedersin.
Uykusuz gecelerimde gözyaşlarımla yazdım adını kalbime, güneşsiz günlerimde kanımla suladım resimlerimizi, yeniden gelirsin diye!
Bazen, gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır. Histen köprüler kurarsın, mesafeler utanır.
Gözlerin bu denli kandırabilirken kalbimi söylesene inanarak en büyük günahı ben mi işledim?
Saçının bir teline dünyalar feda olsun kalbin hep benimle dolu olsun.
Bir tiyatro sahnesi seni sevmek izlerken her an heyecanlanmak oyuncuları biziz bu sahnenin unutma son perde hiç olmayacak.
Ben özgürlüğüne düşkün bir insanım ama kapatırsan beni sol göğsünün kafesine sesimi bile çıkarmayacağım.
Ben sadece kışın karpuzu, yazın portakalı özlerdim. Şimdi bir de sen çıktın başıma.
Yabancı bir şarkı gibiyim, dinleyenim çok anlayanım az.
Evet aklımda hala o var imkânsız olduğunu bile bile
Öperken kokusunu içine çektiysen, özlerken burnun direği sızlar!
Aslında suçum yok inanın bana hâkim bey, ben de yakmak istemezdim bu şehri, ama ne yapayım, üşümüş sevdiğimin elleri.
Allah yol vermiş, yordam vermiş, iz vermiş. Niye gelmiyorsun?
Gelse affetmem diyorsun ama adını duyunca gözlerin doluyor be oğlum.
Sadece bir kere gözlerine bakmak bu kadar etkiler mi.
Bizde zikir sessiz çekilir. Sen yeter ki içinden de olsa bir seni seviyorum de benim kulaklarım çınlasın kâfi.
Üşüdüğümüzde camı kapatmak kadar kolay olsaydı keşke sevilmediğimizi anladığımızda o kişiye yüreğimizi kapatmak.
Bir kalp çizdim bedenime sadece adın yazılı yalnız bedenimde.
Biliyor musun sevgili benden sonra benim gibi kimse bakamayacak gözlerine kimse tutamayacak ellerini benim gibi ve belki kalbi çarpmayacak bütün askıyla.
Öyle sevdim ki seni, kime anlattıysam yerinde olmak istedi.
Seninle karşılaşmam hayatımın en büyük hatasıydı ve sırf seninle diğer tarafta karşılaşmamak için helal ediyorum hakkımı!
Bir gün bir çılgınlık edip seni sevdiğimi söylesem, alay edip güler misin? Yoksa sen de sever misin? Soranlara unuttum diyorum, adı neydi hatırlamıyorum, ben artık sevmiyorum, ama öyle demiyor içim, susmuyor susmuyor kalbim, hala deli divaneyim.
Sefaletimin nedeni yoksulluk değil, yoksunluk.
Belki kurduğumuz hayaller biter diye düşlerde bir sen biriktirdim yüreğime.
Hadi git gidebildiğin kadar uzaklara, hadi at atabildiğin en güzel yalanı bana, nefretim bulacak seni sonunda
Senin sevdiklerinin yanına beni de koyar mısın? Onlarla bir beni de anar mısın?
Susmak kabullenmek değil cevaptır. Eğer insan kısa cümleler kuruyorsa uzun yorgunlukları vardır.
Ne diyordu şair; yıkıldı yolunu bekleyen şehir artık gelsen de bir gelmesen de bir!
Bir ömür boyu seni sevmeye niyetliyim desem; Allah kabul etsin der misin? Benden seni seviyorum dememi bekleme sevgili.
Ne kazandığını bilmiyorum ama umarım beni kaybettiğine değmiştir.
Olur da bir gün özlersen başlatma gururuna; çık gel
Gelmeyeceğini bile bile beklemek saflık değil, aşktır.
Biliyorsun ben hangi şehirdeysem, yalnızlığın başkenti orası.
Bu sabah mavi bulutları avucuna mutlulukları gönlüne ve sevgimi usulca kalbine bırakıyorum.
Saçlarından ödünç ver. Dört bahar geçti. Çiçek kokusu öpmedim. Çok oldu mutluluktan vazgeçeli. Gülüşünden ver ömrümden al.
İnsan yüreğinin inkâr etmediği yere aittir.
Sesin diyorum, en güzel ağrı kesici!
İdam sehpasında ki mahkûm ne kadar yaşamayı seviyorsa, Bende seni o kadar çok seviyorum.
Ben geceleri başlarım hayata. Gündüzleri hayalini geceleri geçirdiğimiz günleri hatırlarım Aşkım.
Güneşte demlerim senin çayını, yüreğimden süzer öyle veririm.
Havam bozulmaya başladı yine, gözlerim de dolmaya. Sanırım içimde bir yerlere sen yağdı gece gece.
Belki de sen aşka aşıktın, ben üstüme alındım.
Bazen diyorum ki kendime. Ne çok değer vermişim değersizlere.
Eğer aşk yalansa acısı neden bu kadar gerçek.