Duygusal Aşk Sözleri

2026 yılında Sendeyim.com.tr olarak sizler için en güzel Duygusal Aşk Sözleri derlemelerini hazırladık. Bu Duygusal Aşk Sözleri ile duygularınızı kısa, anlamlı ve etkileyici sözlerle ifade edebilir, sevginizi en özel şekilde dile getirebilirsiniz. Instagram, WhatsApp, Facebook, X gibi sosyal medya platformlarında bu sözleri paylaşarak sevdiklerinizi etkileyebilir ve beğeni toplayabilirsiniz.




İnsan gerçekten tamamen unutamıyor eskiyi. Mutlaka taşıyorsun yanında ona dair bir şeyi. Aklında adını, kıçında yediğin tekmeyi!
Yağmurun en güzel tarafı bu herkes aynı derecede ıslanırken, ağlayanın gözyaşı belli olmuyor!
Aşık gibi sevmezsen kardeş gibi sev beni demiştim sen de öyle sevdin. Bu aşkın Habil’i ben oldum Kabil’i sen!
Boğazıma takıldı sevdan. 3 kere sırtıma vur helal de; alışık değilim harama, ondan olacak herhalde.
Hangi veda cümlesinden bahsediyorsun sevgili? Sen gitmeye yeltendiğin andan itibaren ben vurdum “hoşça kal” ın sandalyesine tekmeyi.
Bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirirsen, ilk vazgeçtiği insan sen olursun.
Hayatın matematiğinin farklı olduğu hep sonradan anlaşılıyor. Ve anlıyor ki insan değer vermek yalnızca matematikte işe yarıyor.
Dışarıya yağmur. Yüreğime hasret. Fikrime sen. Nasıl yağıyorsunuz üçünüz birden bir bilsen.
Beynimde cevabı ölüm olan bir soru; aşk yalan ise, yüreğimdeki acı niye gerçek?
Ne diyordu şair; yıkıldı yolunu bekleyen şehir artık gelsen de bir gelmesen de bir!
Allah yol vermiş, yordam vermiş, iz vermiş. Niye gelmiyorsun?
Öyle sevdim ki seni, kime anlattıysam yerinde olmak istedi.
Öyle bir “yar” sev ki evladım; elinde su tasıyla iftarı bekleyen oruçlu gibi seni beklesin. Mevlâna
Eğer beni bu sokakta bu semtte bu şehirde bulamazsan sevgilim bil ki ben gözlerinin daldığı yerdeyim.
Gittin mi büyük gideceksin! Ayrılık bile gurur duyacak seninle. Can Yücel
Ben, istemem öyle, iki günlük sevgili yüreğin varsa, bir ömür sev beni.
Sefaletimin nedeni yok’sulluk değil, yoksun’luk.
Senin, çelme taktığın yerden başlıyorum hayata. Varsın yara bere içinde olsun dizlerim yüreğim kadar acımaz nasıl olsa.
Benim sevgim kocaman bir okyanus olsa ne fayda. Sen yüzmeyi değil üzmeyi bildikten sonra.
Birinin gözyaşlarına sebebiyet vermişsen oturup sende ağlamalısın bunun vebalinin yükünü nasıl ödeyeceğine!
Belki de konuşuyordur gözlerin. Ama ben gözce bilmiyorum. Sessizce biliyorum. Usulca biliyorum. Masumca biliyorum.
Mutlu olmanı istesem de, bir başkasının senin içini ısıtacağını bilmek. Benim hep içimi üşütecek.
Sığmadın içime sevgili, bu yürek, bu şehir ve özünü bulduğun şu garip sevda sana dar geldi.
Yum gözünü aç elini. Yüreğim senindir. İster cam kenarına koy güneş alsın. İster can kenarına koy hep sende kalsın.
Bir gün bir köşede sızıp kalırsam el tanımasa da sen tanır mısın? Sorsalar sana kim bu diye bakıp yaptığından utanır mısın?
Ben hiç pazarlık etmedim duygularım için hele de sana ithaf olunanlar için. Yüreğim yettiğince sevdim yetmeyecekse yaklaşmadım bile.
Ben özgürlüğüne düşkün bir insanım ama kapatırsan beni sol göğsünün kafesine sesimi bile çıkarmayacağım.
Kalbime saray inşa etmeye çalışman çok güzel bir davranış. Ama keşke temeli atıp derince kazdıktan sonra bırakıp gitmeseydin.
Biliyorsun ben hangi şehirdeysem, yalnızlığın başkenti orası.
Sevmek zor iş, ne maaşı var ne sigortası, bir ayrılığı var bir de gözyaşı.
Bazen, gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır. Histen köprüler kurarsın, mesafeler utanır.
Şimdi kelebeğin kanatlarında yazılı adın, dokunsan silinecek; dokunmasan ölecek.
Başıma bela olduğun günden beri hep söylerim, Allah belamı versin!
Bazen diyorum ki kendime… Ne çok değer vermişim değersizlere.
Belki de sen aşka aşıktın, ben üstüme alındım.
Yüzüme okunmuş bir dua gibisin sevgilim. Çok şükür bugün de aşığım sana.
Keşke tanımasaydım demiyorum ama keşke tanıdığım gibi kalsaydı dediklerim var.
Belki kurduğumuz hayaller biter diye düşlerde bir sen biriktirdim yüreğime.
Gel birbirimize hayat olalım. Ayrılırsak hayatını kaybetti desinler.
Aynada gördüğüm yüzün dudağı gam gözleri hüzün. Ben geceye hapsolmuşum adı var kendi yok gün düzün.
Nedir sende ki bu sessizlik, yoksa çok mu koydu bensizlik.
Gelmeyeceğini bile bile beklemek saflık değil, aşktır.
Ülkenin farklı şehirleriydik. Ben sürgün yeri sen başkent. İsyan sende başlardı cezasını çekmek bana kalırdı.
Dört yanı hüzünle çevri yara parçasına ‘aşk’ denilirmiş. Yüreğimin coğrafyasına düşünce anladım.
Aşk oda sıcaklığına göre maddenin üç halini de alabilir. Bağırıp küfrederken katıdır öpüp kokladığınız da sıvıya dönüşürken kapıyı çarpıp çıktığınızda ise buharlaşır.
Aslında suçum yok inanın bana hâkim bey ben de yakmak istemezdim bu şehri ama ne yapayım üşümüş sevdiğimin elleri.
Senin gülüşün cennetten atılan bir ekmek kırıntısı gibi! Ben ise bir serçe gibi karın tokluğuna seviyorum seni.
Ateşim sen ol yanması benden kaderim sen ol çekmesi benden kurşunum sen ol sıkması benden Azrail’im sen ol ölmesi benden.
Sen içinden de olsa seni seviyorum de, fazlasında gözüm yok. Kulaklarım çınlasın yeter…
Ben sadece kışın karpuzu, yazın portakalı özlerdim. Şimdi bir de sen çıktın başıma.
Sana verebileceğim beyaz sayfalarım yok! Her yanımı seninle karaladım ben.
Bu sabah mavi bulutları avucuna mutlulukları gönlüne ve sevgimi usulca kalbine bırakıyorum.
Nedir bilemiyorum; sana bakınca kendimi görüyorum sana gelirken kendimden gidiyorum ve senden giderken kendime gelemiyorum.
Duygular asla eceliyle ölmez, mutlaka bir katili vardır.
Herkes birbirine sığınıyor bu devirde. Aşk acıya, acı gözyaşına, ben sana, sen ona. Öyle işte.
Benden su katılmamış şiirler istiyorsun. Kalem mi yazıyor sandın? Ben harfleri denizlerden söküp tek tek, gözlerimden süzüyorum. Göremiyorsun.
Vazgeçilmezimdin bilirdim. Yokluğunda sen komasına girerdi bedenim.
Çocukken hiç oyuncağın olmadı mı senin? Neden bu kadar çok oynuyorsun hayallerimle?
Ne kazandığını bilmiyorum ama umarım beni kaybettiğine değmiştir.
Kursak diye bir yer var. Heveslerim, hayallerim, sevdiklerim, dostluklarım. Hepsi orada.
Havam bozulmaya başladı yine gözlerim de dolmaya. Sanırım içimde bir yerlere sen yağdı gece gece. Cemal Süreyya
Benim şiirlerim çay kokar, düşlerim sade sen. Demlikte nefesin, bardakta gamzen…
Özledim gözlerini, beş dakika uyan az. Çok değil, gözlerinin Kabe’sinde bir namaz.
Yabancı bir şarkı gibiyim, dinleyenim çok anlayanım az.
Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten, affet senden habersiz aldığım her nefesten…
Bakmayın öyle tabii ki de ağlamıyorum, giden sevgilinin ardından su döküyorum.
Hayat yolunda çıplak ayakla dolaşma hayal kırıklarım ayağına batabilir.
Siz hiç yar saçının bir telinden, kendinize gurbet yaptınız mı?
Kirli bir çocuk yüzüyüm kapında ama dünyanın en temiz gözleriyle bakıyorum sana. Şeker değil istediğim yüreğini koy avuçlarıma.
Hasretini söküp atmaya kalksam kendimden; yorgun ellerimle ne kadar uzağa fırlatabilirim ki?
Gidişinin hüznü gözlerimde, acısı yüreğimde kaldı. Gel de dindir bu ıstırabı.
Bitti diye ağlamayın, oldu diye gülümseyin.
Gülmek için mutlu olmayı bekleme belki de mutluluk gülüşünde saklıdır sakın gülmekten vazgeçme senin bir gülüşün için yaşayan vardır.
Ve bazen unutmak için uyumak gerekir, rüyaları hesaba katmadan.

Diğer Güzel Sözler Yazıları